Açılış
Sayfası Yap
Favorilere ekle
Ayrıca Bak:
KONUT ÇEŞİTLERİ, EMLAK, EV,DAĞ EVİ, STÜDYO, YAZLIK
Ayrıca Bak: Ankara satılık ev, Ankara emlakçı,
ankara emlak siteleri, ankara emlak linkleri
Ayrıca Bak: Antalya, Alanya, emlak,
real estate, arsa, villa, satılık, kiralık, Antalya
Ayrıca Bak: Konya satılık ev, Konya emlakçı,
konya emlak siteleri, konya emlak linkleri, Konya, Emlak
Ayrıca Bak: Bodrum emlak, bodrum real estate,
bodrum satılık, bodrum türkei links
Ayrıca Bak: Bursa satılık ev, Bursa emlakçı,
bursa emlak siteleri, bursa emlak linkleri, Bursa, Emlak, Satılık,
kiralık
Ayrıca Bak: İstanbul satılık ev, İstanbul
emlakçı, istanbul emlak siteleri, istanbul emlak linkleri
Ayrıca Bak: İzmir satılık ev, İzmir emlakçı,
izmir emlak siteleri, izmir emlak linkleri, İzmir, Emlak
Ayrıca Bak: Konya satılık ev, Konya emlakçı,
konya emlak siteleri, konya emlak linkleri, Konya, Emlak
Ayrıca Bak: Sakarya satılık ev, Sakarya
emlakçı, sakarya emlak siteleri, sakarya emlak linkleri, Sakarya, Emlak
Ayrıca Bak: emlak, emlak siteleri, emlakçılar, emlak
gayrımenkul linkleri
Ayrıca Bak:
Ev Almadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
BOĞAZİÇİ
YALILARI
 |
| |
Bizans döneminde, Boğaziçi
boyunca uzanan ve şehirle bağlantısı asgari düzeyde olan
köylerde, insanlar balıkçılık ve bahçecilikle geçinirlerdi. Bu
durum, İstanbul'un Türklerin eline geçmesinden sonra da pek
değişmedi. Ancak, Fatih'ten sonra Osmanlı padişahları, Boğaz'ın
güzelliğini değerlendirmek için buradaki bakir sahillere küçük
saraylar, kasırlar, köşkler yaptırdılar. 18. yüzyıldan itibaren
de, Osmanlı toplumunun nüfuzlu bireyleri, Boğaziçi'nde
genellikle padişahın kendilerine bağışladığı araziler de yalılar
inşa ettirdiler.
19. yılında, Boğaz'da ulaşım sorununu çözen buharlı gemilerin
gelmesi, elçiliklerin ve ekonomik gücü olan kesimlerin de
bölgeye yönelmesine neden oldu. Böylece Boğaz'ın iki yakasındaki
yalıların sayısı arttı. Bunlardan bir kısmı çeşitli nedenlerle
zmana direnemeyip yok olurken, bir kısmı da geçirdikleri
restorasyonların ardından halen kullanılmakta. Bugün ayakta
kalan Boğaziçi yalılarından en göze çarpanları tanımak için
kendimize, Avrupa yakasında Ortaköy'den başlayıp Büyükdere'ye
uzanan oradan karşı sahile, Beykoz'a geçen; yine sahilden
Kuzguncuk'a gelen bir rota çizebiliriz. İlk uğrak yerimiz,
Ortaköy'de Esma Sultan Yalısı, Ortaköy Camii'nin hemen ardındaki
Esma Sultan Yalısı'nda geriye bugün binanın sadece dış kabuğu
kalmıştır. I. Abdül hamid'in kızı ve II. Mahmud'un kızkardeşi
olan Esma Sultan için yaptırılan bu yalı, bugün özellikle yaz
aylarında konser, kokteyl ve benzeri etkinlikler için
kullanılacak şekilde düzenlenmiş durumda.
Kuruçeşme'ye kadar olan sahil şeridinde, daha çok hanım sultan
yılları görünür. Rumelihisarı'ndaki ünlü yalılardan biri olan
Yılanlı Yalı, 18. yüzyıl sonlarında yapılmış, sonra harap olmuş;
şimdilerde özel konut olarak restore edilmiş durumda. Yılanlı
Yalı'nın birde hikayesi var: Mahmut kayıkla geçerken yalıyı
beğenmiş ve kimin oduğunu sormuş. Anlaşılan, sahibinin
yalısından olmasını istemeyen bir nedimi padişaha, "Hünkarım, o
öyle yılanlı bir yalıdır" demiş. Yalının adının buradan geldiği
rivayet olunur. Yine Rumelihisarı'nda, altı kagir, üst iki katı
ahşap, yolun iç tarafındaki yalı, Oduncubaşılar Yalısı'dır.
Baltalimanı'nda ilk göze çarpan yapı ise, bugün Kemik Hastanesi
olarak hizmet veren Mustafa Reşit Paşa Yalısı'dır. Osmanlılarla
İngilizler arasında ticaret alanında gerçekleştirilen ve
Osmanlılar aleyhine hükümler taşıyan Baltalimanı Antlaşması bu
yalıda imzalanmıştır. Reşit Paşa, bir zaman sonra yalıyı saraya
satar; ardından oğlu Galip Paşa saraydan bir hanım sultanla
evlenince, aynı yalı evlilik armağanı olarak geri verilir. Bu
durum çeşitli söylentilere ve dedikodulara yol açar.
Baltalimanı'ndaki eski yalıya yerleşen Galip Paşa bir deniz
kazasında boğularak hayatını kaybeder. Dul eşi, başka bir
paşayla evlenir; ama o da Taif'e sürgün gider. Yalının sonraki
sahibi, Sultan Abdülhamid'in kızkardeşiyle evlenen Damat Ferit
Paşa'dır. Ferit Paşa da bilindiği gibi, Kurtuluş Savaşı'nın
ardından yurtdışına kaçar. Sahiplerine şans getirmeyen yalı,
Cumhuriyet sonrasında kamulaştırılarak hastaneye çevrilir.
Geliyoruz Emirgan'a; bu semtteki en önemli bina, yüzyıl başında
Mekke Şerifi'nin ailesine ait olan yalıdır. Yalının, 17.
yüzyılda Sultan IV. Murat'ın yakın arkadaşı olan ve semte ismini
veren İranlı EmirGune'nin burada yaptırdığı sarayın bir parçası
olduğu söylenir. İç duvarlarında ve tavanındaki bezemelerle
dikkat çeken yalı, kendine özgü çatısıyla Osmanlı sivil
mimarisinin ilginç örneklerindendir. İstinye koyunda ayakta
kalmış iki yalı vardır. Bunlardan biri, koyun kuzey ucunda,
Recaizade Ekrem'in bir dönem ikamet ettiği yalı; diğeri'de sol
kıyıdaki Deli Fuat Paşa yalısıdır.
İstinye'den hemen sonra Yeniköy'e geliyoruz. Yeniköy , bugün
olduğu gibi geçmişte de ülkenin kamusal hayatında öne çıkmış
kişilerin yalılarının yoğunlukla bulunduğu bir semtti. Semte
özgü yalıların ilki Firdevs- Nuri Baras çiftinin yalısıdır. Onun
hemen yanında, balkonları, kuleleri, süslü mimarisiyle dikkat
çeken Afif Paşa Yalısı bulunmaktadır. Sonra, sırasıyla
Burhanettin Efendi Yalısı, Beyazcıyan Yalısı, Karatodori Yalısı
ve şimdi Başbakanlığa ait olan Sait Halim Paşa Yalısı sıralanır.
İskelenin hemen sağında, yüzyıl sonu yalılarının zarif
örneklerinden, kavisli çizgilerin hakim olduğu Kurdoğlu Yalısı;
onun ilerisinde bir başka ahşap yalıda Boğaz'ın güzel
lokantalarından Aleko vardır. Eski ve yeni yalıların içiçe,
yanyana durduğu sırada, Ali Rıza Paşa Yalısı, Venedik tipi
Hamapulos Yalısı, Dadyanların girişi dört sütunlu yalısından
sonra, Kalkavan'ın İstanbul ve Boğaz'dan çok Avrupa havalı,
sivri çatılı yalısı yer alır.
Tarabya'ya yaklaşırken, yolun iç tarafında, geniş bir bahçe
içinde muazzam bir yalı görürüz: Huber Yalısı. Krupp
fabrikalarının temsilciliğini yapan Herry Huber ve karısının
zamanın sosyetesinde standartları belirler. Bir rol oynadıkları
söylenir. Huber'den sonra birkaç kez el değiştiren yalı 1980
'den sonra devlet başkanı konutu olarak kullanılmaya başlandı.
Tarabya koyunu dönüp Kireçburnu'na yöneldiğimizde elçilikler
dizisinden İtalyan elçiliğini görüyoruz. Daha önce burada
bulunan, resimlerden bildiğimiz güzel bina yanınca, yüzyıl
başlarında D'Aranco bugün gördüğümüz yalıyı yaptı. Büyükdere,
geçen yüzyılın sonunda çok gözde bir yerdi. Ermeni Patriğinin
yazlık rezidansının, Eseyan Abraham Paşa, Azaryan Konaklarının
yanısıra, Pera'da Santa Maria Draperis Kilisesinde gömülü olan
Danimarka sefiri Baron Hübsch'ün yalısı da buradaydı. Bugün
hayatta olmayan Vehbi Koç'un eşi Sadberk Hanım'ın adına kurulan
müze de bu evlerin geç örneklerinden biridir.
Boğaz'ın karşı yakasına, Beykoz'a geçerek yolculuğumuzu
sürdürdüğümüzde ilk rastlayacağımız yalılar Ahmet Mithat Efendi
Yalısı ve Ahçıbaşılar adıyla bilinen yalıdır. Kanlıca'ya
geldiğimizde, göreceğimiz ilk güzel yalı, yakın tarihte
onarılmış olan Sefir Yağcı Şefik Bey yalısıdır. Sözünü ettiğimiz
diğer yalılara oranla oldukça klasik bir havası vardır. Klasik
karakterin kuşku götürmez bir işareti, yalıda balkon
olmayışıdır. Ortası çıkıntılıdır; buraya konulan sedirden
çeşitli yönlere bakılabilir. İskeleyi geçtikten sonra küçük ama
çok güzel bir yalı görürürüz. Ethem Pertel Bey yalısı diye
anılan bu yalının şirin, tahta oymalı bir yerde balkonu vardır.
Kanlıca'yı geçince, az ileride deniz küçük bir körfez oluşturur.
Gerçekte körfez denecek kadar büyük bir girinti değildir, ama bu
adla bilinir. Gene de, kıyılarındaki güzel yalılarıyla bu körfez
gerçekten hoştur. Buradan Anadolu Hisarı'na kadar, klasik
yalıların en güzellerini görebiliriz. İlk göreceğimiz yalı,
Hekimpaşa yalısıdır. Bu yalı 18.yy'dan kalmadır. Ve Osmanlı
mimarisinin o çok sevimli asimetrisini sergiler. Ancak, doğal
olarak yalı şimdi çok değişmiştir. Bundan sonra, Marki Necip
yalısı gelir. Bu kesimdeki yalıların en ilginci Amcazade
Yalısın'dan geriye kalandır ki; bu da çok daha büyük bir
kompleksin yanlızca divanhanesidir. Bu yalı kentteki en eski
Osmanlı Evi olarak bilinir. Yapım tarihi 1699'dur. Tavan hayli
yüksek olmasına rağmen pencereleri alçaktır. Tavan'da,
duvarlar'da son derece güzel kalem işi ile kaplıdır. Amcazade
geçtikten sonra göreceğimiz Zarif Mustafa Paşa yalısın'da 18.yy.'da
yapılmıştır. Daha sonra, ikinci katın ortasında sütunlu bir
balkonu olan Bahriyeli Sedat Bey yalısı; iskelenin sağında
Manastırlı İsmail Hakkı Bey ve Köseleciler Yalıları görünür.
Küçüksu ile Kandilli burnu arasında da önemli ve ilginç yalılar
vardır. Bunlardan ilki, Boğaziçindeki en geniş cepheli yalı olan
Kıbrıslı Yalısı'dır. Yalı'nın cephesi 60 metre'yi aşkındır.
Bina'nın içinde, birçok başka salonun yanısıra, ortasında çeşme
olan büyük bir balo salonu vardır. Ahşap sütunlu yalının
resimlerle bezeli, kubbeli tavanı görülmeye değerdir.
Kandilli'den Vaniköy'e ilerlerken, sırasıyla Abud ve Server paşa
Yalılarına rastlarız. Kont Ostrogog'un Yalısı olarak da bilinen
Server Paşa Yalısı'nın taş zemin katında bir de kayıkhanesi
vardır. Restore edilmiş Hadi Seni Yalısı'nı ve ardından gelen ve
hayli büyük bir yalı olan Edip Efendi Yalısı'nı geçtikten sonra
Vaniköy başlar..
Vaniköy, bazıları hayli güzel olan yalıların sahil şeridini
süslediği, Boğaz'ın oldukça aristokratik bir bölgesidir.
Recaizade'nin çocukluğunu geçirdiği, sonradan fabrika olan, ama
yakın zamanda restore edilerek yeniden konut haline getirilen
yalı'nın hemen yanında Kadınefendi Yalısı, ardından Fazıl Bey ve
Nazif Paşa yalıları sıralanır. Çengelköy'de, iki yalı dışındaki
yapılar genellikle mütevazidir. Bu iki yalıdan iskeleye yakın
olanı Abdullah Ağa Yalısı; öteki ise, belki bütün Boğaziçin'de
estetik bakımdan görülmeye değer en güzel geleneksel yalı olan
Sadullah Paşa yalısıdır. Yalı'nın iç dekorasyonunda aynı
derecede güzeldir.
Çengelköy'ün diğer yalıları, iskelenin hemen kuzeyinde sıralanan
Server Bey, Noyel Eram, Baha Bey ve Muazzez Hanım Yalıları'dır.
Beylerbeyinde sözü edilecek iki yalı Turizm Bakanlığı tarafından
restore edilen Devreli İsmail Paşa Yalısı ve bir zamanlar
Fahrettin Kerim'in sahibi olduğu yalıdır.
Boğaziçi'nin iki yakasında yaptığımız yolculuğun son durağı
Kuzguncuk'ta ki en dikkat çekici yapı ise, ihtişamlı görünümü
ile Fethi Paşa Yalısı'dır.
Kaynak
SKYLIFE
Eylül 1997
Murat Belge
|
|