ÖNemlİ lİnkler

önemli linkler, ilginç siteler, gazeteler

  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Dost linkler
  • Gazeteler
  • Televizyonlar
  • Radyolar
  • Burçlar
  • Son dakika
  • Site ekle
önemli linkler, türkçe arama motoru, bedava linkler
  • Webmaster
  • MSN
  • Vista
  • PC Güvenlik
  • Page Rank
  • Bedava program

 

 

  Açılış Sayfası Yap     Favorilere ekle

Kadın sağlığı ve SCUBA

Dünya genelinde dalıcıların %20-30'u kadındır ve bu oran giderek artmaktadır. Oysa dalış ile ilgili araştırmaların yaklaşık %90'ı erkeklerle yapılmıştır. Üstelik bu erkekler tüm erkek popülasyonunu da temsil etmezler; daha çok sağlıklı, genç ve fizik kondüsyon olarak üst düzeyde bulunan bireylerdir. Çok acıdır ki, birçok deney hayvanının dalışı hakkındaki bilgilerimiz, kadın dalışı hakkında bildiklerimizden kat kat fazladır. Oysa kadınlar kendi içlerinde bile hormonal özellikleri nedeniyle bir çok alt gruba bölünebilirler. Adet dönemindeki bir kadının dalışı ile menapoz dönemindeki veya gebe bir kadının dalışı çok önemli farklılıklar içerir.

Erkek egemen bir bakış açısıyla kadınlar ancak onlarla ilgilenecek bir erkek bulunduğunda dalabilirler. Dalışın fiziksel güç gerektiren tarafı ve tekniği ilgilendiren yönü kadın dünyasının dışındadır. Oysa kadınların fizik kondüsyonunun genellikle daha düşük olmasının, teknik konulara biraz daha uzak olmasının fizyolojik bir yönü yoktur. Bunlar daha çok sosyal nedenlere bağlıdır. Eğitimin niteliğinin değişmesi giderek daha çok kadını teknoloji dünyasına çekmektedir. Kadınların fiziksel olarak erkeklerden daha zayıf olmaları normaldir. Ancak kadınların günümüzde aktif yaşamın etkisiyle erkeklerin fiziksel gücüne yaklaşması, en azından kendi fizik değerleri içinde kondüsyonunun tam olması mümkündür. Son yıllarda yapılan olimpiyatlarda kadın-erkek arasındaki farklılıkların giderek kapandığı izlenmektedir. Özellikle yüzme dalında zaman açısından fark %10-12 civarındadır.

Profesyonel bir çok dalış işinin belirgin bir fizik kuvvet gerektirdiği, yük kaldırma, ağır ekipman kullanımı, akıntıyla baş etmenin ancak erkekler tarafından becerilebileceği düşünülmektedir. Oysa günümüzde bu tip işlerin hemen tamamı fizik kuvvetten çok el becerisine, uygun karar vermeye ve kullanılan cihazlar ile ilgili teknik bilgiye dayanmaktadır. Bu nedenle profesyonel işler de kadınlar tarafından en az erkekler kadar iyi yapılabilir. Oysa bazı ülkelerde kadınların basınç odalarında yardımcı personel olarak çalışmaları bile yasaklanmıştır.

Kadınların dalışa giderek artan biçimde katılmasına en erken cevabı malzeme üreticileri vermiştir. Kısa bir zaman öncesine kadar kadınların vücut yapılarına uygun malzemeler bulmak imkansız gibiydi. Bu konudaki hızlı ve sevindirici gelişmeler, diğer gelişmelere de örnek olmalıdır.

Maço bakış açısıyla yaklaşan bir erkek dalıcı, kadın dalış eşinin malzemesini kuşandırmakta, dalışını çıkışını sağlamakta ve bu arada elbette dipte tüm kararları da kendi vermektedir. Bu tür bir davranış kadın dalıcının gelişimini ters yönde etkiler. Erkeğin kadın dalış eşine göre acemi olduğu dalışlarda durum daha da vahim bir hal almaktadır. Toplumsal öğretiler sualtında kendini gösterir ve erkek dalıcı için ek bir gerilim kaynağı oluşturur ve kadın dalış eşinin hakimiyetini kabullenmekte de zorlanır. Bu tür problemlerin yalnızca daha fazla kadının dalması ile çözülebileceğini ummak hayal olacaktır. Dalışlarda cinsiyet ayrımcılığı ancak yaşamın tüm alanlarında cinsiyet ayrımcılığı silindiğinde ortadan kalkacaktır.  



Gebelik ve dalış 

 

 Gebelik ve dalış, üzerinde en çok çalışmanın yapıldığı ve sonuç olarak kısmi bir fikir birliğine ulaşıldığı konudur. Çok çeşitli nedenlerle kadınların gebelik döneminde dalmaması gerektiği kararına varılmıştır:

Hayvan deneylerinden elde edilen sonuca göre yüksek basınç ve yüksek oksijen düzeyi çocuklarda sakat doğumlara yol açmaktadır. İnsanlara ait kesin veriler bulunmamakla birlikte bu sonuçlar dikkate alınmalıdır. Bilindiği gibi dalış sırasında solunan havada oksijen basıncı artmaktadır. Gebeliğin ilk üç ayında bu yüksek oksijen oranı yavruya aynen yansır. İkinci ve üçüncü ayda plasentanın fonksiyonuyla bu oksijen artışından bebek etkilenmez. Ancak dalan bir gebenin geçirebileceği bir dekompresyon hastalığı veya hava embolisi nedeniyle basınç odasında tedavi görmeyeceği garanti edilemez. Tedavi sırasında uygulanacak yüksek oksijen basıncı anne karnındaki bebeği etkileyebilecektir.

Gebelik sırasında bebek açısından tehlike oluşturacak diğer bir neden ise oksijen azlığıdır (hipoksi). Özellikle tuzlu su aspirasyonu sendromu dalıcılar arasında barotravmalardan sonra en sık görülen ve hipoksi nedeni olan bir durumdur. Bu hastalık çok sığ derinliklerde ve hatta su yüzeyinde bile oluşabilir ve gebelik dışındaki dönemlerde ciddi bir sağlık problemi oluşturmaz.

Serbest dalış bile bebek gelişimi üzerine etkili olabilmektedir. Bu durumdan serbest dalışlarda da oluşabilen kabarcıklar, soğuk stress ve daha önemlisi çeşitli nedenlerle görülen hipoksi sorumlu tutulmaktadır. Gebeliğin son günlerine kadar dalmaya devam eden Ama'lar arasında yapılan çalışmalarda 2,5 kilodan daha hafif erken doğum oranı %45 civarındadır. Aynı bölgede yaşayan ve dalmayan kadınlarda bu oran yalnızca %15'tir.

Gebelik döneminde sıvı birikmesi burun ve boğazda şişmelere yol açabilir. Bu gibi durumlarda kulak ve sinüs sıkışmaları sıktır. Kulak açmayı kolaylaştırmak için çeşitli ilaçların kullanımı ise gebelik döneminde sakıncalıdır. Solunum yollarında şişme yanında, bebeğin gögüs kafesine baskı yapması solunum işini güçleştirir. Bu durum bir yandan performansı azaltırken bir yandan da barotravmalara yol açabilir.

Gebeliğin erken dönemlerinde kadınların yaklaşık üçte ikisi sindirim sistemine ilişkin yakınmalarda bulunur. Bulantı, kusma, midede yanma ve mide içeriğinin ağıza gelmesi sıktır. Gebeliğin ilerlemesiyle anne karnında büyüyen bebek mideye baskı yapar ve mide içeriğinin geriye taşmasına neden olur. Bu dönemde midenin boşalma zamanı uzamıştır. Böylesi bir durumda dalış yapmak ve sualtında bu yakınmalarla karşı karşıya kalmak büyük sakıncalar oluşturabilir. Benzer biçimde bu tip yakınmaları rahatlatacak ilaçların kullanımı gebelik döneminde belirli riskler taşır. Gebeliğin yol açtığı mide bulantısına dalış teknesinde eklenen deniz tutması tüm zevki kaçırabilir. Dalış sırasında regülatör içine kusmak çok az dalıcının güvenli bir biçimde becerebileceği oldukça güç bir durumdur.

Gebelik döneminde bir yandan damarlarda genel bir genişleme sözkonusuyken diğer yandan metabolizma artmıştır. Damar genişlemesi hipotermiye, artmış metabolizma ise hipertermiye temel oluşturabilir. Bu durumda kullanılan giysinin cinsi, dalış yapılan su sıcaklığı ve dalışın süresi önem kazanmaktadır. Her iki durumda yalnızca annenin sağlığını etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda sakat doğumlara da yol açabilmektedir.

Dalış giysisi uyumu tıbbi bir konu olmamakla birlikte sıklıkla yakınma nedeni olabilmektedir. En esnek dalış giysisi bile gebelik sırasında genişleyen gövdede rahatsızlık verebilir. Ağırlık kemerleri açısından sık yaşanan sorunlar bulunmaktadır. Karın şişliğinin üzerine yerleştirilen kemerler acil bir durumda kolayca serbestlenememekte, altına yerleştirilen kemerler ise kendiliğinden kayarak anne ve bebeğin yaşamını tehlikeye sokabilmektedir.

Ellerde ve ayaklardaki şişmeler gaz atımını geciktirerek dekompresyon ağrılarına yol açabilirler. Karnın ön tarafında bebeğin yarattığı ağırlık ve arkadaki tüpün ağırlığı su içinde sorun oluşturmasa da suya giriş çıkışlarda denge problemlerine yol açabilir. Çeşitli deniz zararlılarına ait toksinlerin de çocuk üzerindeki önceden kestirilemeyecek zararları göz önünde tutulmalıdır. Bu tip zehirlenmelere ve allerjik reaksiyonlara karşı kullanılacak ilaçlar da gebelik döneminde ayrıca sakıncalıdır. Ayrıca gebeliğin son dönemlerinde bazı gebelerde çocuk zarının yırtılması gözlenebilir. Bu durumda dalmak enfeksiyona kaynaklık edebilir.

Gebelik ve dalış ile ilgili en önemli konu dekompresyon hastalığı ve anne karnındaki bebeğin bundan ne şekilde etkileneceğidir. Bilindiği gibi gebelik döneminde annede artan yağ miktarı ve sıvı birikmesi teorik olarak annenin dekompresyon hastalığına yakalanma riskini arttırır. 1968 yılında McIver gebe 28 köpeği 165 feet derinliğe daldırarak 1 ve 2 saat tutmuştur. Yüzeye gelindiğinde anne köpeklerin tümümde belirgin ve öldürücü kabarcıklar görülmüş ancak 193 bebeğin yalnızca dördünde daha az miktarda kabarcığa rastlanmıştır. Yeni doğan köpek yavrularıyla yapılan çalışma sonuçları anne köpeklerle benzeşmektedir. 1974'de Chen benzer çalışmayı farelerle yapmış ve benzer sonuçlara ulaşmıştır. Her iki araştırıcı da yavruyu anne dolaşımından ayıran plasentanın yararlı işlevini sorumlu tutmuşlardır.

Oysa bu çalışmalara konu olan deney hayvanları, insanları tam olarak yansıtmamaktadır. Plasenta dolaşımı köpek ve farelerin aksine insanla benzeşen koyunlar üzerinde yapılan çalışmalar bu durumu bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. 1978 yılında Fife'ın gebe koyunlarla yaptığı çalışma şok etkisi yaratmıştır. Gebe sekiz koyunun karnı açılarak anne karnındaki bebeklerin damarlarına Doppler cihazı yerleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda annelerin hiçbirinde kabarcık oluşturmayan dalışların, bebeklerde kabarcık oluşturduğu saptanmıştır. Neyse ki bu çalışma bir çok yönden eleştirilmiş ve kabarcık oluşumuna cerrahi işlemin etki ettiği ileri sürülmüştür. Nitekim benzer çalışma daha sonra cerrahi girişim uygulanmadan tekrarlanmış ve annelerde kabarcık saptansa bile yavrularda oluşmadığı ortaya konulmuştur.

İsveç ve Norveç'te gebelikleri döneminde dalış yapmış 68 kadın dalıcının 100 gebeliği ele alınarak yapılan bir taramada, sakat çocuk doğumu oranının %15 olduğu saptanmıştır. Aynı ülkelerde genel nüfus içinde bu oran %1,5'tir. Bu kadar yüksek değerin dalışa bağlı olup olmadığını kesin olarak değerlendirmek mümkün olmamakla birlikte sonuçlar oldukça düşündürücüdür.

Uluslararası Sualtı Hekimliği Komitesi gebelik ve dalış konusunda yapılan bir kongrenin ardından bu konudaki çalışmaların sonuçlanmasına ve eldeki verilerin kesinleşmesine kadar gebe olan veya gebe olduğundan şüphelenen kadınların dalmaması gerektiği sonucuna varmıştır. Gebelik sırasında dalış sakıncalı bulunmakla birlikte gebe olduğunu bilmeden yanlışlıkla dalış yapmak, gebeliği sonlandırmak için yeterli bulunmamaktadır. Gebelik sırasında dalış yapmak sakat çocuk doğurmayı garantilememektedir. Bu gibi durumlarda gelişen teknolojinin de yardımıyla bebeğin sağlığı ve gelişimi açısından bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanının kontrolünde bulunmak gerekmektedir.

Sonuç olarak 9 ay gibi kısa bir süre boyunca dalıştan ayrı kalmak sakat bir bebeğin doğumu ile yıllarca sürecek acıları bertaraf edecektir. Eğer bir anne gebeliği sırasında alkol ve sigaradan uzak duruyor, çocuğunun gelişimi için vitamin alıyorsa ve hatta sakat çocuk doğumuna etkisinin bulunmadığı bilinen kafeinden sakınıyorsa dalışa da bu açıdan yaklaşmalı ve gebeliği döneminde de gebe kalmayı planladığı dönemde de dalmamalıdır.
 
 

 

Copyright © 2007-2008 Önemli linkler: onemlilinkler.com. Tüm hakları saklıdır.   

Ana sayfa | Karadeniz kültürü | Gazete oku | Travel ebooks|  Karadeniz gazetesi | Favorilere ekle | Site ekle

Anasayfa
Mp3- Müzik
Oyun siteleri
Bilgisayar
Çocuklar için
Bedava sms-melodi-logo
Bedava Antivirüs
Bedava sohbet
Astroloji-Fal-Rüyalar
Webmasterler için
E-kart siteleri
Sağlık-Şifalı bitkiler
Duvar Kağıtları
Ekran Koruyucular
Komedi Eğlence
Kadın Moda
Yemek Tarifleri
Hukuk Siteleri
Şiir-Edebiyat siteleri
Arkadaş Bulma
Otomobil Siteleri
Erotik
Magazin Dedikodu
Ünlülerin siteleri