Kadın sağlığı ve SCUBA
Dünya genelinde dalıcıların
%20-30'u kadındır ve bu oran giderek artmaktadır. Oysa dalış ile ilgili
araştırmaların yaklaşık %90'ı erkeklerle yapılmıştır. Üstelik bu
erkekler tüm erkek popülasyonunu da temsil etmezler; daha çok sağlıklı,
genç ve fizik kondüsyon olarak üst düzeyde bulunan bireylerdir. Çok
acıdır ki, birçok deney hayvanının dalışı hakkındaki bilgilerimiz, kadın
dalışı hakkında bildiklerimizden kat kat fazladır. Oysa kadınlar kendi
içlerinde bile hormonal özellikleri nedeniyle bir çok alt gruba
bölünebilirler. Adet dönemindeki bir kadının dalışı ile menapoz
dönemindeki veya gebe bir kadının dalışı çok önemli farklılıklar içerir.
Erkek egemen bir bakış açısıyla kadınlar ancak onlarla ilgilenecek bir
erkek bulunduğunda dalabilirler. Dalışın fiziksel güç gerektiren tarafı
ve tekniği ilgilendiren yönü kadın dünyasının dışındadır. Oysa
kadınların fizik kondüsyonunun genellikle daha düşük olmasının, teknik
konulara biraz daha uzak olmasının fizyolojik bir yönü yoktur. Bunlar
daha çok sosyal nedenlere bağlıdır. Eğitimin niteliğinin değişmesi
giderek daha çok kadını teknoloji dünyasına çekmektedir. Kadınların
fiziksel olarak erkeklerden daha zayıf olmaları normaldir. Ancak
kadınların günümüzde aktif yaşamın etkisiyle erkeklerin fiziksel gücüne
yaklaşması, en azından kendi fizik değerleri içinde kondüsyonunun tam
olması mümkündür. Son yıllarda yapılan olimpiyatlarda kadın-erkek
arasındaki farklılıkların giderek kapandığı izlenmektedir. Özellikle
yüzme dalında zaman açısından fark %10-12 civarındadır.
Profesyonel bir çok dalış işinin belirgin bir fizik kuvvet gerektirdiği,
yük kaldırma, ağır ekipman kullanımı, akıntıyla baş etmenin ancak
erkekler tarafından becerilebileceği düşünülmektedir. Oysa günümüzde bu
tip işlerin hemen tamamı fizik kuvvetten çok el becerisine, uygun karar
vermeye ve kullanılan cihazlar ile ilgili teknik bilgiye dayanmaktadır.
Bu nedenle profesyonel işler de kadınlar tarafından en az erkekler kadar
iyi yapılabilir. Oysa bazı ülkelerde kadınların basınç odalarında
yardımcı personel olarak çalışmaları bile yasaklanmıştır.
Kadınların dalışa giderek artan biçimde katılmasına en erken cevabı
malzeme üreticileri vermiştir. Kısa bir zaman öncesine kadar kadınların
vücut yapılarına uygun malzemeler bulmak imkansız gibiydi. Bu konudaki
hızlı ve sevindirici gelişmeler, diğer gelişmelere de örnek olmalıdır.
Maço bakış açısıyla yaklaşan bir erkek dalıcı, kadın dalış eşinin
malzemesini kuşandırmakta, dalışını çıkışını sağlamakta ve bu arada
elbette dipte tüm kararları da kendi vermektedir. Bu tür bir davranış
kadın dalıcının gelişimini ters yönde etkiler. Erkeğin kadın dalış eşine
göre acemi olduğu dalışlarda durum daha da vahim bir hal almaktadır.
Toplumsal öğretiler sualtında kendini gösterir ve erkek dalıcı için ek
bir gerilim kaynağı oluşturur ve kadın dalış eşinin hakimiyetini
kabullenmekte de zorlanır. Bu tür problemlerin yalnızca daha fazla
kadının dalması ile çözülebileceğini ummak hayal olacaktır. Dalışlarda
cinsiyet ayrımcılığı ancak yaşamın tüm alanlarında cinsiyet ayrımcılığı
silindiğinde ortadan kalkacaktır.
Gebelik ve dalış
Gebelik ve dalış, üzerinde en çok çalışmanın
yapıldığı ve sonuç olarak kısmi bir fikir birliğine ulaşıldığı konudur.
Çok çeşitli nedenlerle kadınların gebelik döneminde dalmaması gerektiği
kararına varılmıştır:
Hayvan deneylerinden elde edilen sonuca göre yüksek basınç ve yüksek
oksijen düzeyi çocuklarda sakat doğumlara yol açmaktadır. İnsanlara ait
kesin veriler bulunmamakla birlikte bu sonuçlar dikkate alınmalıdır.
Bilindiği gibi dalış sırasında solunan havada oksijen basıncı
artmaktadır. Gebeliğin ilk üç ayında bu yüksek oksijen oranı yavruya
aynen yansır. İkinci ve üçüncü ayda plasentanın fonksiyonuyla bu oksijen
artışından bebek etkilenmez. Ancak dalan bir gebenin geçirebileceği bir
dekompresyon hastalığı veya hava embolisi nedeniyle basınç odasında
tedavi görmeyeceği garanti edilemez. Tedavi sırasında uygulanacak yüksek
oksijen basıncı anne karnındaki bebeği etkileyebilecektir.
Gebelik sırasında bebek açısından tehlike oluşturacak diğer bir neden
ise oksijen azlığıdır (hipoksi). Özellikle tuzlu su aspirasyonu sendromu
dalıcılar arasında barotravmalardan sonra en sık görülen ve hipoksi
nedeni olan bir durumdur. Bu hastalık çok sığ derinliklerde ve hatta su
yüzeyinde bile oluşabilir ve gebelik dışındaki dönemlerde ciddi bir
sağlık problemi oluşturmaz.
Serbest dalış bile bebek gelişimi üzerine etkili olabilmektedir. Bu
durumdan serbest dalışlarda da oluşabilen kabarcıklar, soğuk stress ve
daha önemlisi çeşitli nedenlerle görülen hipoksi sorumlu tutulmaktadır.
Gebeliğin son günlerine kadar dalmaya devam eden Ama'lar arasında
yapılan çalışmalarda 2,5 kilodan daha hafif erken doğum oranı %45
civarındadır. Aynı bölgede yaşayan ve dalmayan kadınlarda bu oran
yalnızca %15'tir.
Gebelik döneminde sıvı birikmesi burun ve boğazda şişmelere yol açabilir.
Bu gibi durumlarda kulak ve sinüs sıkışmaları sıktır. Kulak açmayı
kolaylaştırmak için çeşitli ilaçların kullanımı ise gebelik döneminde
sakıncalıdır. Solunum yollarında şişme yanında, bebeğin gögüs kafesine
baskı yapması solunum işini güçleştirir. Bu durum bir yandan performansı
azaltırken bir yandan da barotravmalara yol açabilir.
Gebeliğin erken dönemlerinde kadınların yaklaşık üçte ikisi sindirim
sistemine ilişkin yakınmalarda bulunur. Bulantı, kusma, midede yanma ve
mide içeriğinin ağıza gelmesi sıktır. Gebeliğin ilerlemesiyle anne
karnında büyüyen bebek mideye baskı yapar ve mide içeriğinin geriye
taşmasına neden olur. Bu dönemde midenin boşalma zamanı uzamıştır.
Böylesi bir durumda dalış yapmak ve sualtında bu yakınmalarla karşı
karşıya kalmak büyük sakıncalar oluşturabilir. Benzer biçimde bu tip
yakınmaları rahatlatacak ilaçların kullanımı gebelik döneminde belirli
riskler taşır. Gebeliğin yol açtığı mide bulantısına dalış teknesinde
eklenen deniz tutması tüm zevki kaçırabilir. Dalış sırasında regülatör
içine kusmak çok az dalıcının güvenli bir biçimde becerebileceği oldukça
güç bir durumdur.
Gebelik döneminde bir yandan damarlarda genel bir genişleme
sözkonusuyken diğer yandan metabolizma artmıştır. Damar genişlemesi
hipotermiye, artmış metabolizma ise hipertermiye temel oluşturabilir. Bu
durumda kullanılan giysinin cinsi, dalış yapılan su sıcaklığı ve dalışın
süresi önem kazanmaktadır. Her iki durumda yalnızca annenin sağlığını
etkilemekle kalmamakta, aynı zamanda sakat doğumlara da yol
açabilmektedir.
Dalış giysisi uyumu tıbbi bir konu olmamakla birlikte sıklıkla yakınma
nedeni olabilmektedir. En esnek dalış giysisi bile gebelik sırasında
genişleyen gövdede rahatsızlık verebilir. Ağırlık kemerleri açısından
sık yaşanan sorunlar bulunmaktadır. Karın şişliğinin üzerine
yerleştirilen kemerler acil bir durumda kolayca serbestlenememekte,
altına yerleştirilen kemerler ise kendiliğinden kayarak anne ve bebeğin
yaşamını tehlikeye sokabilmektedir.
Ellerde ve ayaklardaki şişmeler gaz atımını geciktirerek dekompresyon
ağrılarına yol açabilirler. Karnın ön tarafında bebeğin yarattığı
ağırlık ve arkadaki tüpün ağırlığı su içinde sorun oluşturmasa da suya
giriş çıkışlarda denge problemlerine yol açabilir. Çeşitli deniz
zararlılarına ait toksinlerin de çocuk üzerindeki önceden
kestirilemeyecek zararları göz önünde tutulmalıdır. Bu tip
zehirlenmelere ve allerjik reaksiyonlara karşı kullanılacak ilaçlar da
gebelik döneminde ayrıca sakıncalıdır. Ayrıca gebeliğin son dönemlerinde
bazı gebelerde çocuk zarının yırtılması gözlenebilir. Bu durumda dalmak
enfeksiyona kaynaklık edebilir.
Gebelik ve dalış ile ilgili en önemli konu dekompresyon hastalığı ve
anne karnındaki bebeğin bundan ne şekilde etkileneceğidir. Bilindiği
gibi gebelik döneminde annede artan yağ miktarı ve sıvı birikmesi teorik
olarak annenin dekompresyon hastalığına yakalanma riskini arttırır. 1968
yılında McIver gebe 28 köpeği 165 feet derinliğe daldırarak 1 ve 2 saat
tutmuştur. Yüzeye gelindiğinde anne köpeklerin tümümde belirgin ve
öldürücü kabarcıklar görülmüş ancak 193 bebeğin yalnızca dördünde daha
az miktarda kabarcığa rastlanmıştır. Yeni doğan köpek yavrularıyla
yapılan çalışma sonuçları anne köpeklerle benzeşmektedir. 1974'de Chen
benzer çalışmayı farelerle yapmış ve benzer sonuçlara ulaşmıştır. Her
iki araştırıcı da yavruyu anne dolaşımından ayıran plasentanın yararlı
işlevini sorumlu tutmuşlardır.
Oysa bu çalışmalara konu olan deney hayvanları, insanları tam olarak
yansıtmamaktadır. Plasenta dolaşımı köpek ve farelerin aksine insanla
benzeşen koyunlar üzerinde yapılan çalışmalar bu durumu bütün
açıklığıyla ortaya koymuştur. 1978 yılında Fife'ın gebe koyunlarla
yaptığı çalışma şok etkisi yaratmıştır. Gebe sekiz koyunun karnı
açılarak anne karnındaki bebeklerin damarlarına Doppler cihazı
yerleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda annelerin hiçbirinde kabarcık
oluşturmayan dalışların, bebeklerde kabarcık oluşturduğu saptanmıştır.
Neyse ki bu çalışma bir çok yönden eleştirilmiş ve kabarcık oluşumuna
cerrahi işlemin etki ettiği ileri sürülmüştür. Nitekim benzer çalışma
daha sonra cerrahi girişim uygulanmadan tekrarlanmış ve annelerde
kabarcık saptansa bile yavrularda oluşmadığı ortaya konulmuştur.
İsveç ve Norveç'te gebelikleri döneminde dalış yapmış 68 kadın dalıcının
100 gebeliği ele alınarak yapılan bir taramada, sakat çocuk doğumu
oranının %15 olduğu saptanmıştır. Aynı ülkelerde genel nüfus içinde bu
oran %1,5'tir. Bu kadar yüksek değerin dalışa bağlı olup olmadığını
kesin olarak değerlendirmek mümkün olmamakla birlikte sonuçlar oldukça
düşündürücüdür.
Uluslararası Sualtı Hekimliği Komitesi gebelik ve dalış konusunda
yapılan bir kongrenin ardından bu konudaki çalışmaların sonuçlanmasına
ve eldeki verilerin kesinleşmesine kadar gebe olan veya gebe olduğundan
şüphelenen kadınların dalmaması gerektiği sonucuna varmıştır. Gebelik
sırasında dalış sakıncalı bulunmakla birlikte gebe olduğunu bilmeden
yanlışlıkla dalış yapmak, gebeliği sonlandırmak için yeterli
bulunmamaktadır. Gebelik sırasında dalış yapmak sakat çocuk doğurmayı
garantilememektedir. Bu gibi durumlarda gelişen teknolojinin de
yardımıyla bebeğin sağlığı ve gelişimi açısından bir kadın hastalıkları
ve doğum uzmanının kontrolünde bulunmak gerekmektedir.
Sonuç olarak 9 ay gibi kısa bir süre boyunca dalıştan ayrı kalmak sakat
bir bebeğin doğumu ile yıllarca sürecek acıları bertaraf edecektir. Eğer
bir anne gebeliği sırasında alkol ve sigaradan uzak duruyor, çocuğunun
gelişimi için vitamin alıyorsa ve hatta sakat çocuk doğumuna etkisinin
bulunmadığı bilinen kafeinden sakınıyorsa dalışa da bu açıdan yaklaşmalı
ve gebeliği döneminde de gebe kalmayı planladığı dönemde de dalmamalıdır.
|