|
|
|||
|
|||
trabzon gezi rehberi
Trabzon, yabancılarca İstanbul’dan sonra hakkında en çok konuşulan Anadolu kentidir. Marco Polo’dan bu yana çok sayıda gezgin sayfalar dolusu yazı yazmış, bir dönem İpek Yolu’nun kuzey ucu olan Trabzon’a dair... Trabzon bugün yerli ve yabancı turistler için neredeyse ünlü Sumela Manastırı ve Doğu Karadeniz Dağları ile özdeş durumda. Havaalanının da katkısıyla Doğu Anadolu ve Kaçkar Dağları turları buradan başlıyor. Ama biz, Trabzon kent merkezi dışında yeralan doğal güzellikleri ve tarihsel yapıları şimdilik bir kenara bırakıp, gelin hep birlikte bu büyüleyici kenti dolaşalım. Trabzon’da Roma öncesine ait çok az kalıntı var. Büyük bir bölümü ayakta kalan surlar kentin en eski kalıntıları. Bu surların en eski bölümleri Roma dönemine tarihlenmekte. Ayrıca İmaret ve Kuzgundere su kemerleri Justinianus döneminden kalma. Surlar ve su kemerleri dışında, Küçük Ayvasil Kilisesi, Aya Sofya Müzesi, Yeni Cuma, Ortahisar, Kudrettin, Nakip Camileri, Kızlar ve Kaymaklı Manastırları kentin en önemli Bizans yapıları. Osmanlı döneminde Trabzon’a büyük önem verilmiş. Kentteki surlar ve su kemerleri ile Kalepark onarılmış, çok sayıda cami, medrese, köprü, hamam, han ve çeşme inşa edilmiş. 19. yüzyılın sonlarında II. Abdülhamid zamanında Sarı Kışla, Cephanelik, Vilâyet Konağı, Lise Binası gibi kamu yapılarına ağırlık verilmiş. Trabzon tüm yapılarla bir açık hava müzesi gibi. Trabzon’u yaşayabilmenin tek yolu onu yaya gezerek dolaşmak. Aya Sofya Müzesi, Atatürk Köşkü ve Boztepe dışında bu olanaklı. Herşeye rağmen eski güzel günlerin anısını yansıtabilen o taş döşeme sokaklarda yürümek başka bir keyif veriyor insana. Gezimize Trabzon'un ünlü çarşısı ile başlayabiliriz. Pazar Bölgesi, Maraş Caddesi’nin kuzeydoğusunda yeralır. Tarihsel görkemini, geçmişin mallarını ve geleneklerini yitirmiş olmasına rağmen renkli dar sokakları ile hâlâ Trabzon’un en alımlı yeridir. Yöreye özgü tekstil ürünlerinin sergilendiği Semerciler Sokağı’ndan Çarşı Camii çevresindeki ana çarşı bölümüne geçilir. Çarşı Camii Trabzon’un en büyük camisi. Yazıtına göre 1839’da Trabzon Valisi Hazinedarzade Osman Paşa tarafından yaptırılmış. Çarşı Camii’nin biraz aşağısında Bedesten yeralır. Yapının 14. yüzyılda Cenovalılar tarafından inşa edildiği sanılmaktadır. Sonradan Osmanlılarca onarılmış ve genişletilmiş. Bir zamanlar iki katında 48 dükkan barındırıyormuş. Kare plânlı dört sütunu kubbesini taşıyamamış. Bugün kereste deposu olarak kullanılıyor. Çarşı Camii’nin arkasındaki Vakıf Han, kayıtlarda Taşhan diye geçer. 1531’de yaptırılan Han, kesme taştan iki katlı bir yapı. Dönemin Osmanlı kervansaraylarına benzetilen yapı yüzyıllarca tüccarlar tarafından bir alışveriş merkezi ve han olarak kullanılmış. Teneke işleri ve süpürge yapımı iki ana meslek kolu. Bugün daha çok bir depo özelliğini taşıyor. Koridorlarında dolaşırken duvarlarında yankılanan tarihi yaşıyor gibisiniz. Taşhan’ın batısında İskender Paşa tarafından 1531’de yaptırılan İskender Paşa Hamamı bulunur. Çifte hamam plânlı yapı, soyunmalık, soğukluk, sıcaklık ve halvet bölümlerine sahip. Taşhan’ın doğusunda, Belediye Meydanı’nın diğer köşesinde 18. yüzyıla tarihlenebilen Semerciler Camii yer alır. 1820 onarımında düz çatıyla örtülen yapının giriş kapısı, tavan ve minberi, altı köşeli yıldızlar, lale ve gül motifleriyle ahşap oymacılığın özgün örneklerini sergiler. Trabzon Karadeniz’in hamamları ile ünlü bir kenti ve bu hamamların bazıları hâlâ kullanılmakta. Bedesten’den batıya, Reşadiye Caddesi’ne doğru yürüdüğümüzde değişik hamamlar görebiliriz. 18. yüzyıl yapısı Hacı Arif Hamamı, 15. yüzyıl sonunda yapılan Tophane Hamamı ve Pazarkapı Mahallesi’nin en önemli yapılarından biri olan Sekiz Direkli Hamam bunlardan başlıcalarıdır. Tartışmalı bir teze göre bu hamam, Trabzon’daki tek Selçuklu yapısıdır. Maraş Caddesi’ndeki Meydan Hamamı ise, soyunmalık, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleriyle, hem kadınlara, hem erkeklere hizmet veren bir hamam durumundadır. 19. yüzyıl sonunda Kazazedeler tarafından yaptırılan hamamda gezi yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Çarşı Caddesi’nden yukarıya doğru yürüdüğümüzde Mısıroğlu Caddesi’nde Küçük Ayvasil Kilisesi’ni görmeden geçemeyiz. Aynı zamanda Azize Anna Kilisesi olarak bilinen yapı Trabzon’un en eski kilisesidir. 885 yılında yapılan kilise dıştan kiremitle örtülü, içeride beşik tonozludur ve yan nefler üzerinde galeriler yer alır. Meydandan aşağı doğru yürüdüğümüzde ise Santa Maria Kilisesi’ne ulaşırız. Sultan Abdülmecid’in Trabzon’a gelen yabancılar için 1874’te yaptırdığı bu üç nefli kilise barok düzene sahip. Meydandan Uzun Sokak’a girip Zeytin Caddesi’ne döndüğümüzde Trabzon’un sivil mimarisinin örneklerinden Kostaki Konağı ile karşılaşırız. Konak müze olmaya hazırlanıyor. Trabzon’un önemli tarihî yapılarından birini görebilmemiz için Kostaki Konağı’ndan aşağı, Yeni Cuma Alanı’na doğru yürümemiz gerekir. Bugün Yeni Cuma Camii olarak bilinen yapı bir 13. yüzyıl kilisesi. Trabzon’un fethinden sonra cami haline getirilir ve daha ileriki yıllarda değerli kalem işi süslemelerle bezenir. Yeni Cuma Camii gezisi Trabzon’u algılamada önemli bir adımdır.
Ortahisar Camii’nden batıya doğru ilerlersek Zindan Kapı ile İmaret Kapısı’nı birbirine bağlayan Zağnos Köprüsü’ne ulaşırız. Üst üste kemerli iki gözü olan köprü ayaklarında Roma ve Bizans işçiliği görülür. Köprüyü Fatih Sultan Mehmet’in devşirme komutanlarından Zağnos Paşa onartmış. Zağnos Caddesi üzerindeki Zağnos Kulesi ise bugün lokantaya çevrilmiş durumda. Zağnos Kulesi’nin karşısına geçtiğimizde hoş bir park içinde Trabzon’un en önemli Osmanlı yapıtı olan Gülbahar Hatun Camii ve Türbesi’ni görürüz. II. Beyazıt’ın karısı ve Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun, güzelliği ile ünlü bir Komnenos kızıdır. Gülbahar Hatun Camii ve Türbesi, gerçekte 1514 'de tamamlanan, imaret, hamam, mektep ve medresesi günümüze ulaşamayan bir külliyenin parçaları. Zaviyeli camiler grubundan olan yapının duvar işçiliği oldukça önemli. Kent merkesinin 6-7 km. güneybatısında çam ormanlarıyla çevrili Soğuksu’da bulunan Atatürk Köşkü 1890 yılında Rus uyruklu Konstantin Kabayanidis adlı bir Rum bankerince yaptırılmış ve ölümünden önce Atatürk’e hediye edilmiş. Karadeniz mimarlığı ile 19. yüzyıl sonu Avrupa mimarlığının eklektik bir ürünü olan dört katlı kagir yapı bugün Atatürk Müzesi durumunda. Trabzon kentinin şüphesiz en görkemli yapısı Ayasofya Müzesi. Kent merkezinin 3 km. batısında, Karadeniz’e bakan bir set üzerinde, çok hoş bir bahçe içinde yer alan Ayasofya, I. Manuel (1238-1261) döneminde yapılmış, 1461’de camiye çevrilmiş, yüzyıl başında askeri depo ve hastane olarak kullanılmış, 1958-64 yıllarında Bizans uzmanı David Talbot Rive ve David Winfield başkanlığında restore edilerek 1964’de müzeye çevrilmiş. Ayasofya bir yerde, kendilerini Bizans’a alternatif gören Komnenoslar’ın İstanbul’daki Ayasofya’ya rakip oluşturma çabasının bir ürünü. Yapı döneminin Ermeni, Gürcü ve Selçuklu mimarisinin ve taş işlemeciliğinin en güzel özelliklerini içeriyor. 1260’dan kalma freskoları ise Bizans sanatında bir kopuşu yansıtıyor. Bahçenin kuzey bölümündeki şapel ile batı bölümündeki çan kulesi dönemin İtalyan etkilerini taşıyor. Yapı, içeride freskolarla, dışarıda kabartmalarla bezenmiş. Kilisenin güney girişi dinsel motiflerle süslü. En üstte kemerin kilit taşı üzerinde Komnenoslar’ın simgesi tek başlı kartal yer alıyor. Trabzon Ayasofyası’nın en ilgi çekici yanı freskoları. Bunlar Bizans sanatının en iyi örnekleri. Katı biçimcilikten Bizans Rönesansı’na geçişi temsil ediyorlar. Sahneler çok dinamik, renkler canlı, bireysel figürler dışavurumcu. Özellikle narteks freskoları Rönesans ustalarına parmak ısırtacak mükemmellikte. Trabzon’un kuzeydoğusunda bulunan Boztepe eski çağlardan beri kutsal bir bölge. Bir dönem Apollon Tapınağı ile Perslerin güneş tanrısı Mitra’nın tapınağını barındırmış. Boztepe Parkı Trabzonlular’ın piknik alanlarından biri. Manastırın üzerinden Trabzon’un görünüşü bir harika. Boztepe’deki en önemli yapıt olan Kızlar Manastırı 14. yüzyılda yapılmış ve 1923 'e değin kullanılmış. Manastır kalın, kesme taştan bir duvarla çevrili. Manastırın içinde bir mağara kilisesi, bir kilisecik, yıkık bir konukevi, rahip odaları ve salonlar bulunuyor. Manastırın en yüksek yerinde Konstantinos’a ait olduğu belirtilen bir anıt gömüt var. Kızlar Manastırı’nın yukarısına çıktığınızda Ahi Evran Camii ve Türbesi ile, biraz daha yukarıda da Ermeniler’in bölgedeki ana dinsel kurumu olan Kaymaklı Manastırı ile karşılaşıyoruz. 15. yüzyılda yapımına başlanan manastırdan geriye kalanlar bugün bir çiftliğe ait. Kilise samanlık olarak kullanıldığı için freskoları sapasağlam kalmış. Trabzon, her şeye rağmen çok zengin bir diller ve dinler mozaiği temelinde büyüleyici özelliğini korumaya çalışan bir Karadeniz kenti. KAYNAKLAR Yazı: Faruk PEKİN Fotoğraflar: Önder DURMAZ Skylıfe Türk Hava Yolları Dergisi Ekim 1996 M. Orhan BAYRAK Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu
| |||